DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3033573-1.52702%
Tokat
15°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Arpaguş: Ayasofya’yı İslam’a açan iradenin ardında güçlü bir inanç bulunmaktadır
77 okunma

Arpaguş: Ayasofya’yı İslam’a açan iradenin ardında güçlü bir inanç bulunmaktadır

ABONE OL
Temmuz 24, 2026 13:51
Arpaguş: Ayasofya’yı İslam’a açan iradenin ardında güçlü bir inanç bulunmaktadır
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen “Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya” programına katıldı.

“Allah Rasûlü (s.a.s), tevhit mücadelesini mabet ekseninde başlatmış ve sürdürmüştür”

Başkan Arpaguş, programda yaptığı konuşmada, bir inancın ve düşüncenin varlık gösterebilmesinde mekân unsurunun son derece belirleyici olduğunu belirterek, “Yüce dinimiz İslam’ın mekânsal boyutunun merkezinde mabet olmuştur. Hicretle başlayan Mescid-i Nebevi’den günümüze kadar bizim medeniyetimizin merkezinde mabet olagelmiştir. İslam’ın varlık, bilgi, iman, amel, ahlak, gaye ve değer tasavvurunun hayata ve geleceğe taşınmasında mabedin belirleyici rolü her zaman en önde gelmiştir. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.s), tevhit mücadelesini mabet ekseninde başlatmış ve sürdürmüştür.” ifadelerini kullandı.

Safi Arpaguş Ayasofya 1

“Camiler, ümmet şuurunun oluşmasına büyük katkı sağlamıştır”

İslam medeniyetinin, mabet merkezli bir medeniyet olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Bu açıdan camilerimiz, asrısaadetten günümüze kadar Müslümanların hayatına anlam katan, değer ve ruh kazandıran mekânlar olmuştur. İslam’ın bireysel ve toplumsal boyutlarını yaşanır hale getiren ve İslam coğrafyasının her beldesine bir kimlik kazandıran camiler, mümin bilincinin inşasına, gönüllerin ihyasına, zihinlerin imarına ve ümmet şuurunun oluşmasına büyük katkı sağlamıştır. Bu anlamda insanlık için yeni bir çağ açan İstanbul’un fethinin en önemli sembolü olan Ayasofya, Müslümanların zihin ve gönül dünyalarında müstesna bir yer edinmiş ve tarih boyunca bu nadide konumunu muhafaza etmiştir.”

“Ayasofya, İslam medeniyetinin estetik dehasının en önemli sembollerinden biri olmuştur”

Ayasofya’nın, asırlar boyunca farklı inançların, kültürlerin ve büyük imparatorlukların kalbinde yer aldığını aktaran Başkan Arpaguş, Ayasofya’nın her dönemin ruhunu kendi gövdesinde somutlaştırmış canlı bir tarih abidesi olduğunu dile getirerek, şu ifadelere yer verdi:

“Ancak, 1453 yılı, onun hikâyesinde yepyeni ve geri dönülemez bir dönüm noktasını temsil etmektedir. On beş asrı aşan ömrüyle insanlık tarihinin en kıymetli ilim, hikmet ve ibadet mekânlarından olan Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethiyle birlikte İslam’ın ilkelerinin ve nebevi değerlerinin evrensel nişanelerinden biri haline gelmiş ve yeni bir medeniyet ufkuna yelken açmıştır. Müslümanların elinde Ayasofya, İslam medeniyetinin adalet anlayışının, estetik dehasının ve evrensel iddialarının en önemli sembollerinden biri olmuştur.”

“Ayasofya, nebevî bir muştunun maddi ve manevi karşılığıdır”

Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:

“İslam medeniyeti açısından Ayasofya’yı doğru anlamak için, onu ‘muştu’, ‘hukuk’ ve ‘estetik’ kavramlarıyla ifade edebileceğimiz üç temel boyutta ele alabiliriz. Öncelikle Ayasofya, nebevî bir muştunun maddi ve manevi karşılığıdır. Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.’ müjdesinin nihaî tecellisidir. Müslümanların hafızalarında asırlar boyu özlemle büyütülen bu müjde, fethin hemen ardından Ayasofya’nın kubbelerinde çınlayan ilk ezanla hayat bulmuştur.”

“Ayasofya, Müslümanların elinde bir arada yaşama ahlakının başyapıtı olmuştur”

Ayasofya Camii’nin, Müslüman idrakinde sıradan bir fethin değil, ilahî bir takdirin tecellisi, kutlu bir arayışın nihaî menzili ve adanmışlığın en büyük nişanesi olarak kabul gördüğünü kaydeden Başkan Arpaguş, “İkinci olarak Ayasofya, İslam’ın ‘Fetih ve Hukuk’ anlayışının en somut göstergesidir. İslam medeniyetinin en ayırt edici özelliklerinden biri, gücü hukukla, hâkimiyeti adaletle ve fethi emanet bilinciyle tesis etmesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, böyle bir inançla İstanbul’a girmiş; Ayasofya’yı kendi kurduğu vakfın koruması altına alarak bu muazzam mabede zarar verilmesini engellemiştir. Bu tarihi mabedin geçmişine ait mimari deha korunarak İslam örf ve geleneğine mutabık olmayan pek çok unsur bile tahrip edilmek yerine incelik ve zarafetle örtülmek suretiyle muhafaza edilmiştir. Böylece Ayasofya, Müslümanların elinde kültür, sanat ve medeniyet ihyasının görkemli bir sembolü ve bir arada yaşama ahlakının başyapıtı olmuştur.” şeklinde konuştu.

Başkan Arpaguş, “Ayasofya’nın üçüncü ve belki de mimarlık tarihi açısından en büyüleyici boyutu ise İslam’ın ‘Mekân ve Estetik’ anlayışını yansıtmasıdır. Başta medeniyetimizin dehalarından Mimar Sinan olmak üzere Osmanlı mimarları, Ayasofya’ya ekledikleri minareler, payandalar, şadırvanlar, medreseler ve hat levhalarıyla yapıyı adeta yeniden yorumlamışlardır. Geçmişin mirasını İslam estetiğinin tevhid potasında eriterek asırlarca Süleymaniye’ye, Sultanahmet’e, Selimiye’ye ilham veren bir okul haline getirmişlerdir. İçerisine nakşedilen o devasa hat levhaları, mekânı bütünüyle bir camiye dönüştürürken, Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından kubbesine nakşedilen ‘Allah göklerin ve yerin nurudur.’ ayeti de yapının orijinal ihtişamını tevhit ile taçlandırmıştır.” diye konuştu.

“Bu kutlu mabet, fikir ve aksiyon sahibi her Müslüman için önemli bir umut ve ufuk olmuştur”

Kapılarını İslam’a açtığı günden beri müminleri bağrına basan Ayasofya’nın, Müslümanların himayesinde sadece bir ibadethane değil; bitişiğindeki medresesiyle, kütüphanesiyle, muvakkithanesiyle bir ilim ve kültür merkezi olduğunu belirten Başkan Arpaguş, “Asırlarca İslam medeniyetinin kalbi burada atmıştır. Mimari yapısıyla geçmiş ve gelecek arasında köprü vazifesi gören bu kutlu mabet, derûnunda taşıdığı anlam ile de fikir ve aksiyon sahibi her Müslüman için önemli bir umut ve ufuk olmuştur.” ifadesini kullandı.

“Ayasofya’yı İslam’a açan iradenin ardında güçlü bir inanç bulunmaktadır”

Yapılışından günümüze Ayasofya’nın yaşadığı maceranın, bizlere önemli mesajlar verdiğini söyleyen Başkan Arpaguş, “Biliyoruz ki bu görkemli mabedin gerek inşasında gerekse kapılarının İslam’a açılmasında güçlü bir irade vardır. Ayasofya’yı İslam’a açan iradenin ardında güçlü bir inanç, keskin bir zekâ, derin bir strateji, disiplinli bir çalışma ve üstün bir teknoloji bulunmaktadır. Ayasofya, pek çok zorluğu bünyesinde barındıran sürecin neticesinde bugünlere gelebilmiştir.” şeklinde konuştu.

Ayasofya’yı ümmete armağan eden Fatih Sultan Mehmet Han’ı işaret eden Başkan Arpaguş, “O ki nebevî müjdenin ilhamıyla büyümüş ama bunu asla bir romantizm olarak görmemiştir. Kendini iyi yetiştirmiş ve bu büyük fethi gerçekleştirecek her türlü ilmi ve teknik donanıma sahip bir hükümdar olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’i, Fatih yapan yalnızca kılıcı değildir. Onu Fatih yapan devrinin en seçkin âlimlerinden ders alması, birçok lisana sahip olabilmesi, bilime, askeri teknoloji ve stratejiye verdiği değer ve tabii ki sabırla bu konudaki çalışmalarıdır.” ifadelerini kullandı.

Ayasofya’nın, bugünün dünyasına ve Müslümanlarına da büyük ideallerin imanla birlikte ilim, hikmet, gayret ve disiplinle gerçekleşeceğini öğrettiğini bildiren Başkan Arpaguş, “Atalet, ümitsizlik ve gaflete düşmeden, planlı bir çalışma ve kararlı bir duruş ile çıkılan yolun, Allah’ın yardımı sayesinde zaferle sonuçlanacağını müjdelemektedir. Bugün Ayasofya’nın yeniden asli hüviyetine kavuşturulmasında da aynı azim ve kararlılığı görüyoruz. Asil ecdadımıza vefanın bir tezahürü olarak Ayasofya’nın yeniden aslî kimliğine kavuşturulması, milletimizin kendi değerlerine ve medeniyetine sahip çıktığının bir göstergesidir. Aynı zamanda köklerinden aldığı güçle yeni bir gelecek inşa etme azminin bir yansımasıdır.” diye konuştu.

“Ayasofya’nın minarelerinden yankılanan ezan-ı Muhammedî, İslam toplumlarını yeniden fetih şuuruyla ihyaya vesile olacaktır”

Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnanıyorum ki Ayasofya’nın minarelerinden yankılanan ezan-ı Muhammedî, son iki asırdır hakları gasp edilen, mukaddesatına kastedilen ve toprakları yağmalanan İslam toplumlarını yeniden fetih şuuruyla ihyaya vesile olacaktır. Bu bağlamda mazlum coğrafyaların umut bağladığı beklenen bir milletin evlatları olarak umutları gerçeğe dönüştürmek gibi bir görevimiz vardır. İslam beldelerinde ve tüm yeryüzünde adaletin, merhametin, barış ve huzurun egemen olması için daha fazla çaba ve gayret göstermek mecburiyetindeyiz. Bu sebeple milletimizin tarih ve medeniyet bilincini güçlendirmek durumundayız.”

“Bu mabedi, müminlerle buluşturan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum”

Daima hakikatin izini sürüp onu bütün insanlıkla buluşturacak, tarihe, çağa ve geleceğe yön verecek Fatihler yetiştirmek için daha fazla sorumluluk sahibi olduğumuzu bilmemiz gerektiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu ideal uğruna gayret sarf etmek, hem Rabbimize imanımızın bir gereği hem de İslam’ın sancaktarlığıyla gönüller fetheden ve Ayasofya gibi bir mirası bize emanet eden asil ecdadımıza karşı vefa borcumuzdur. Bugün bu anlayışın güzel bir yansıması olarak gerçekleştirilen ‘Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya’ programının istifadeye medar olmasını temenni ediyorum. İletişim Başkanlığımızı gerek bu kitap çalışmaları ve bu toplantı için tebrik ediyorum. Bu vesileyle, başta bu ulu mabedi medeniyetimize kazandıran Fatih Sultan Mehmed Han ve aziz şehitlerimiz olmak üzere, onun asırlar boyu ayakta kalmasını sağlayan Mimar Sinan’ı ve emeği geçen tüm ecdadımızı rahmetle ve minnetle anıyorum. Uzun yıllardan sonra bu mabedi, bugün müminlerle, secdelerle, ezanlarla buluşturan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza huzurlarınızda şükranlarımı arz ediyorum. Programın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara, fikir ve tebliğleriyle bizlere ufuk açacak olan çok kıymetli hocalarımıza ve tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyor; tekrar hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”

Programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel ve davetliler katıldı.

Safi Arpaguş Ayasofya 3

– Fotoğraflarla Ayasofya Sergisi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, program alanında kurulan “Fotoğraflarla Ayasofya Sergisi”ni de gezdi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP